Hapishanelerdeki salgın tehlikesi PEN’in gündeminde

Kronos’ta yer alan habere göre uluslarası düşünce özgürlüğü platformu PEN, Türkiye’deki hapishanelerde artan koronavirüs vakalarına ilişkin bir yazıya yer verdi.

Türkiye hapishanelerindeki koronavirüs salgını uluslararası yazarlarla dayanışma ve ifade özgürlüğü derneği PEN’in gündeminde. English PEN tarafından yayımlanan ‘Bu Bir Arthur Koestler Romanı Değil-Burası Türkiye’ (This Is Not an Arthur Koestler Novel – This Is Turkey) başlıklı yazıda hapishanelerdeki salgın tehlikesinin boyutlarına dikkat çekildi ve hükümetin uygulamaları eleştirildi.

Can Bahadır Yüce imzasını taşıyan yazıda başka ülkelerde salgına karşı nasıl tedbirler alındığına ilişkin örnekler veriliyor ve bir süre önce Türkiye’de ceza infaz yasasıyla binlerce mahkumun salıverildiği hatırlatılıyor. Buna rağmen ‘siyasi’ tutukluların af kapsamı dışında bırakılmasının hükümetin muhaliflerden ‘intikam alması’ olarak yorumlandığı belirtiliyor.

Koronavirüs sınıf, ırk, sosyal konum ayırt etmezken Türk hükümetinin ayrımcılığının korkunç sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekilen yazıda özellikle Silivri Hapishanesi’ndeki kötü koşulların bir felaketin habercisi olduğu vurgulanıyor. Yazıda Osman Kavala, Hidayet Karaca, Ahmet Altan, Fevzi Yazıcı, Selahattin Demirtaş, Nedim Türfent gibi aydın, yazar, gazeteci ve siyasi mahkumların bir an önce serbest bırakılması çağrısı yapılıyor. Türkiye hapishanelerindeki durumun bir Arthur Koestler romanını andırdığı belirtiliyor.

English PEN’de yayımlanan yazı şu cümlelerle sona eriyor: “Hükümet korunmasız siyasi mahkumları bir an önce serbest bırakmalı. Bazılarının hayatta kalması hükümetin tek bir kararına bağlı. O kararın verilmesi için şimdi çağrı yapmalıyız. Zayıf ve savunmasız mahkumlar adına ses yükseltmeliyiz. Tehlike gerçek ve çok yakınımızda. Saatin ibresi ilerliyor. Ve geç kalmakla çok geç kalmak arasında ölümcül bir fark var.”

Yazının orijinaline ulaşmak için tıklayınız.